vücudumuzdaki sistemler

İNSAN VÜCUDUNU DÜZENLEYİCİ ORGANLAR

İnsan vücudu adeta bir makina gibi. Herbir organın görevi farklı ve her organ kendine göre çok önemli. Peki vücudumuzu ayakta tutan, dengeleyen ve düzenleyen organlar ve görevleri nelerdir. Bu sorunun cevabını bilip vücudumuza ona göre bakarsak eminim daha sağlıklı bir insan oluruz.

İnsan vücudunun yapı ve şeklini inceleyen bilim dalına anatomi denir. Anatomik incelemelerde, önce insan vücudu sistemlerine ayrılır, daha sonra, herbir sistemin elemanları mikroskobik ve makroskobik olarak incelenir. Canlılardaki organ fonksiyonlarını inceleyen bilim dalına ise Fizyoloji denir. Fizyoloji, özellikle yaşamın kaynağını oluşturan fiziksel ve kimyasal olayları açıklamaya çalışır. Bu insan vücudunun; anatomik ve fizyolojik özellikleri aşağıdaki gibi incelenmeye çalışılacaktır.

1. Düzenleyici ve Denetleyici Sistemler
2. Üreme sistemi
3. Hareket sistemi
4. Dolaşım sistemi
5. Sindirim sistemi
6. Solunum sistemi
7. Boşaltım sistemi

Düzenleyici ve Denetleyici Sistemler:

Sinir Sistemi:
Sinir sistemi, sinir hücresi (nöron) ve glial hücrelerden oluşur. Bun­lardan sadece sinir hücreleri bilgi iletiminde rol oynar. Glia hücreleri ise si­nir hücrelerine mekanik ve metabolik destek sağlar. Bunların çoğu merkezi sinir sisteminde bulunur.

Sinir Hucresi Nedir, Bir Sinir Hücresinin Yapısı ve Görevleri:
Bir sinir hücresi, hücre çekirdeği içeren gövde kısmıyla, dendrit adı verilen çok sayıda uzantı ve aksondan (sinir lifi) oluşur. Sinir gövdesi, çe­kirdek ve etrafını saran sitoplazmadan oluşur. Sitoplazma içinde bol miktar­da mitokondri ve ribozomlu endoplazmik retikulum bulunur. Dendrit, hücre gövdesinden dışa doğru çıkan uzantılardır. İçleri sitoplazma ile doludur. Dendritler, uyaranları diğer sinir hücresinden alırlar. Akson, hücre gövde­sinden tek olarak çıkan uzantılardır. Aksonlar uç kısımlarına doğru dallara ayrılırlar. Her bir dal düğme şeklindeki yapılarla sonlanırlar. Bu yapılar bir sinir hücresinin diğer bir hücreyle bağlantı (sinaps) noktalarıdır.

Bazı sinir hücrelerinde miyelin kılıf bulunur. Miyelin kılıf, akson et­raflarındaki “schwann hücre” zarının akson çevresini çok sayıda katlar ha­linde sarmasıyla oluşur. Yalıtkan olan bu zar, 1-2 p.m’de bir, düzenli aralık­larla kesintiye uğrar. Bu noktalara “Ranwier boğumları” denir. Schvvann hücreleri sinir hücrelerine mekanik ve metabolik destek sağlar.

Sinir Hücresi Çeşitleri:

Duyu hücreleri: Uyarıları alıcılardan merkezi sinir sistemine taşır.
Motor hücreleri: Merkezi sinir sisteminden verilen emirleri ilgili organa taşıyan sinirlerdir.
Ara sinirler: Merkezi sinir sisteminde bulunur. Duyu ve motor sinir­leri birbirine bağlar.

Sinir hücrelerinin birbirine bağlanması:

İki sinir hücresi arasındaki bilgi alışverişinin sağlandığı dokunma nok­tasına sinaps denir. Sinaps, bir hücrenin akson ucuyla diğer hücrenin dendriti veya hücre gövdesi arasında gerçekleşir. Sinapslarda ileti, sinaps boşluğuna akson uçlarından salgılanan bilgi taşıyıcı kimyasal maddelerle sağlanır.

Sinir hücrelerinde bilginin taşınması:

Sinir lifinde bilgi aktarımının başlaması ısı, sıcaklık, kimyasal ve mekanik etkilerle olabilir. Bilginin iletilmesi ise tamamiyle elektro-kimyasal bir olaydır. Bu haliyle iletken telde elektrik akışına benzer.
Sinir hücresi, dinlenim hali (polarize), uyarılma hali (depolarize) ve tekrar eski duruma gelip yeni bir uyarana karşı hazır durumda (repolarize) bulunabilir. Bu olaylar aşağıda verildiği gibi gerçekleşmektedir. Polarize (dinlenim) haldeki hücrenin dış tarafında Na iyonları, iç tarafında ise K iyon konsantrasyonları fazladır. Bu nedenle hücre dışı pozitif hücre içi ise negatif yük dağılımı gösteririr. Uyarılmış halde ise iç yüzü pozitif, dış negatif değer kazanır. Bu olaya depolarizasyon denir.

Na iyonlarının, hücre sitoplazmasında belirli bir sınıra eriştiğinde iyonların hücre içine girişi engellenir. Tam bu noktada sitoplazmadaki K iyonları hücre zarının dış yüzeyinde toplanmaya başlar. Böylece hücre tekrar dinlenim durumuna dönmüş olur. Buna repolarizasyon denir.

Repolarizasyondan hemen sonra hücre zarının içi ve dışı arasında Na ve K dengesinin sağlanabilmesi için Na iyonları tekrar sitoplazma dışına taşınırken, Kiyonları ise içeri alınır. Aktif taşıma şeklinde gerçekleşen bu olaya NaK pompası denir.

Eşik Değeri:
Bir sinir hücresinin uyarılabilmesi için, uyaranın belirli bir değerde olması gerekir. Buna eşik değeri denir. Uyaranla birlikte bilgi, kendiliğinden gelişir ve yayılır.

Hep yada Hiç İlkesi:

Tek hücrelilerde yapılan deneyler, bilgi iletim hızının uyaranın cinsine ve büyüklüğüne bağlı olmadığını göstermektedir. Bir ileti herhangi bir değişikliğe uğramadan akson boyunca sabit hızla iletilir. Bu durum “hep ya da hiç” ilkesiyle açıklanmaya çalışılır.

Bilgi ileti hızı:

Bilgi iletiminin, miyelinli liflerde miyelinsizlere göre daha hızlı gerçekleştiği gösterilmiştir. Miyelin kılıflarda bulunan ranvvier boğumlarında ileti, boğumdan boğuma atlayarak ilerler. Buna sıçrayıcı (saltori) ileti denir. Uyartının akson boyunca sıçrayarak iletilmesi, ileti hızını 5-7 kat daha artırır. Kalın miyelinli liflerde ileti hızı yaklaşık olarak ince miyelinlilere göre 50 kat daha fazladır. Sonuç olarak, ince miyelinsiz sinir liflerinde ileti hızı saniyede 0,5 m’den, çok kalın miyelinli liflerde 100 m’ye kadar ulaşır.

 


 

2 Comments

  • şule
    28 Şubat 2011 | Permalink |

    bunlar doğrum u?

  • admin
    01 Mart 2011 | Permalink |

    Merhaba evet bu bilgiler güvenilir kaynaklardan alıntıdır ve doğrudur.

Yorum Yazın

E-posta adresiniz asla paylaşılmaz. Gerekli alanlar işaretlenmiştir *